Merhaba..

 

Xecê Herdem, aslen Tunceli/Dersimli bir ailenin çocuğu olarak, ailesinin Mersin’e göç etmesinin ardından 1993 yılında Mersin’de dünyaya geldi. Asıl adı Hatice olan sanatçı, adının Kürtçedeki karşılığı olan “Xecê” ismini sanat yaşamında benimsedi.

Yedi kişilik, kültürüne ve değerlerine bağlı Kürt Alevi bir ailede büyüyen Xecê Herdem’in müzikle bağı, henüz çocukluk yıllarında belirginleşmeye başladı. Müziği sonradan seçilmiş bir meslekten çok, çocukluğundan beri hayatının doğal bir parçası olarak gördü.

Bu yolculuğun ilk dikkat çekici anlarından biri, henüz 9–10 yaşlarındayken katıldığı bir etkinlikte Selda Bağcan’ın “Dön Gel Birtanem” eserini seslendirmesi oldu. Küçük yaşına rağmen sesi ve yorumuyla dinleyenlerin dikkatini çeken Xecê Herdem için o gün, ileride hayatının merkezine yerleşecek müzikal yolculuğun ilk adımlarından biriydi.

Gençlik yıllarında yaşadığı Mersin’de çeşitli dernek ve kültür etkinliklerinde sahne aldı. Bu dönem, yalnızca sahne deneyimi kazandığı değil; halk müziğinin anlatıcı yönünü, sözün taşıdığı hafızayı ve dinleyiciyle kurulan duygusal bağı keşfettiği yıllar oldu.

Xecê Herdem’in müzikal anlayışında yorumculuk önemli bir yere sahiptir. Bir eseri yalnızca doğru notalarla seslendirmekten ziyade, o eserin duygusunu kendi sesi ve tavrıyla yeniden anlatmayı önemser. Geleneksel Kürt müziğinin sözlü aktarımından, dengbêjlik kültüründen ve Anadolu–Mezopotamya müzik hafızasından beslenen sanatçı; akustik tınıları ve yalın düzenlemeleri güçlü vokal yorumuyla bir araya getirmeyi tercih eder.

Müzikle ilişkisini bir söyleşide kendisine yöneltilen “Ne zamandan beri müzikle uğraşıyorsunuz?” sorusuna verdiği şu sözlerle anlatmıştır:

“Bildiğim bileli müzikle yaşarım. Müzik bende, bir ressamın resim çizmeyi sonradan öğrenmediği gibidir.”

Bu ifade, onun sanat anlayışının da özeti niteliğindedir. Xecê Herdem için müzik yalnızca sahnede icra edilen bir sanat değil; hayatı, acıyı, sevgiyi, özlemi ve insan hikâyelerini anlamlandırmanın bir biçimidir.

Sanatsal çizgisinde gösterişten çok duyguya, söze ve yoruma alan açmayı tercih eden Xecê Herdem, özellikle akustik çalışmalarıyla dikkat çekti. Profesyonel albüm çalışmalarından önce yayımladığı akustik performans ve kliplerle geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Kürt müziğinde akustik yorumların daha görünür hâle geldiği dönemde gerçekleştirdiği çalışmalarla bu alanda kendine özgü bir yer edindi.

Müziğin yanında edebiyat, sanatçının dünyasını besleyen en önemli kaynaklardan biridir. Şiirin ve edebî anlatının müzikle kurduğu ilişki, onun eser seçimlerine ve yorum biçimine de yansır. Dinlediği ve sanatından etkilendiği isimlerin başında Ciwan Haco gelir. Bunun yanı sıra Ahmet Kaya, Ahmed Arif, Aram Tigran, Mihemed Şêxo, Mehmed Uzun, Sabahattin Ali ve Nâzım Hikmet gibi güçlü anlatıcılar da onun sanat dünyasında önemli bir yere sahiptir. İnce Memed ise edebiyat dünyasında iz bırakan eserlerden biri olarak ilgi alanında özel bir yer tutar.

Bu isimlerin ortak noktasında bulunan insan, memleket, hasret, aşk, toplumsal hafıza ve aidiyet temaları, Xecê Herdem’in müzikal dünyasında da karşılık bulur.

Sesini ve yorum tekniğini geliştirmek amacıyla şan eğitimiyle de çalışmalarını sürdüren sanatçı, müziğe yaklaşımında geleneksel olanı korurken çağdaş düzenlemelere kapı aralayan bir çizgi benimsemektedir. Güçlü ve karakteristik vokalini; bağlama, kaval, akustik enstrümanlar ve modern düzenleme anlayışıyla buluşturarak kendi müzikal kimliğini geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Hayatının büyük bölümünü müziğe duyduğu sevdaya adayan Xecê Herdem, sanatın dil ve sınırların ötesinde olduğuna inanırken kendi kültürel hafızasını da müziğinin merkezinde taşımaya devam etmektedir.

Bir söyleşisinde dile getirdiği gibi, sanat yolculuğundaki en büyük hayallerinden biri:

Kürt müziğine kalıcı eserler bırakmak ve bu müziğin zenginliğini gelecek kuşaklara taşıyabilmektir.

Çocuk yaşta bir etkinlik sahnesinde başlayan hikâyesi, bugün kendi yorumunu ve müzikal dilini arayan uzun bir sanat yolculuğuna dönüşmüştür.

Çünkü Xecê Herdem için müzik yaptığı bir iş değil; yaşadığı, hissettiği ve kendisini anlattığı bir dildir.